Peynirli Poğaçalar

cok uzun zaman once Mutfak Guncesinde gordugum bu pogacalari yayinlamayi unutmusum. Hem pratik hemde lezzetli olan bu tari icin Mutfak Guncesin’den Saziye hanima tesekkurler. Sitesine ulasmak icin ayrica devam dedikden sonra link’e tiklayip sitesindeki guzel diger tariflere ulasabilirsiniz..

Malzemeler

1,5 su bardağı ılık süt+su karışımı
2 tatlı kaşığı instant maya veya 15 gr yaşmaya
2 çay kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1 yumurta(akı hamurun içine, sarısı üzerine)
Aldığı kadar un (yaklaşık yarım kg)
100 gr erimiş tereyağ veya margarin

içi; isteğe göre peynir, zeytin, patates vs…

Yapılışı

Hamur malzemelerini bir kaba alıp, un ekleyerek, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun. Kabarmasını beklemeden masanın üzerine alıp, 4 parçaya bölün. İlk parçayı -un serperek- 30-40 cm çapında açın. Kenara alıp, üzerine erimiş yağdan sürün. İkinci parçayı da açıp, yağlanmış olan parçanın üzerine koyun ve ona da yağ sürün. Hamurun yağı biraz çekmesi için 10 dakika bekleyin.(beklemeden rulo yapılırsa yağlar dışarı sızar) Ve hamurları ucundan başlayarak rulo şeklinde sarın. Buzdolabına koyun. Diğer 2 beze için aynı işlemi uygulayın.

Buzdolabında bekleyen ilk koyduğunuz hamurları 10-15 dakika sonra çıkarıp 3-4 cm eninde dilimleyin. Her parçayı elinize alıp iki ucunu büzerek tekrar beze haline getirin. Oluşan minik bezeleri elinizle genişletip, içine peynir koyup poğaça şeklinde kapatın. (kullandığım peynir biraz yağlı olduğu için hamurun kapanma yerini pide gibi üst kısma getirdim ki, pişerken peynirler eriyip tepsiye akmasın) Yağlanmış tepsiye dizip, yarım saat ılık bir yerde mayalandırın. (mayalandırma işlemini fırını hafif ılıtıp tepsiyi fırına koyarak yapıyorum) Üzerine yumurta sarısı sürüp ve susam serpin ve 180 derece fırında pişirin.

Hale Çatalbaşoğlu hakkında
Zaman cok cabuk akip gecti ve gecmeye devam ederken bende omur zamani icinde fani dunyada akip giden bir yolcuyum.. Izmir caddelerinde soguk kis gunlerinde sabah agarir iken, rahmetli Annecigimin yaninda Manti Restourant’inin yolunu tutmus, o sicacik mekana varma telasi icinde semaverden gelen mis gibi cay kokularinin ve Izmir Kemeralti’nin caddelerine bakan pencereden hayallere dalan ufacik bir kizi hatirliyorum..Annemin o zevkle istekle sevgisini vererek yaptigi yemeklerden nasil bikmadan yaptigini , kendime sordugum zamanlari animsiyorum. Kemeralti’nin esnaflarina ogle vakti girmeden acilan manti hamurlarinin hazirlanmasi ve her esnaf’in soyledigi : “Fatima teyze Ellerine saglik” dedigi gunleri hatirliyorum.. Cami’den yukselen aksam ezani sesi ile yine o sessiz sokaklarda sicacik evimize donerken Annecigimin gozlerinin icinin parlak gulumsemesi ile aldigi sicak cerez, kozlenmis kestane ve meyvelerle evimizin yolunu tuttugumuz gunleri animsiyorum.. Bir zaman sonra Mektepli kiz olup cok farkli ulkelerden arkadaslarimla tanisma, farkli bir dil ogrenme cabasi icinde kendimi Kanada’da okul yollarinda , daha sonra 7 yil kadar is hayatimda ogrendigim hayat dersinden sonra.. suan icinde bulundugum manevi mutluluk ile ahiret icin ayni yastiga bas koymus esimle beraberligimin yolunda devam ederken evimin hanimi oldum.. Dedim ya!! Zaman akip gittikce bende zaman ile akip buraya kadar geldim.. yarin mi? O Âlim-ül-gayb Gayb-i ancak Allah c.c bilir… Selam ve dua ile

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*



The maximum upload file size: 1 MB.
You can upload: image.